12. CMAS Dünya Sualtı Fotoğraf Şampiyonası
Milli Takımdan Haberler  
 
Sualtı Ana Sayfa
Fotoğraf Galerileri
Portfolyo
Özgeçmiş
Ödüller
İletişim


12. CMAS Sualtı Fotoğraf Dünya Şampiyonası
Jeju, Güney Kore / 31 Mayıs - 5 Haziran


Türkiye Sualtı Fotoğraf Milli Takımı:
Orhan Aytür / Yeşim Kurtaiş Aytür
Asım Dumlu / Hakan Eğilmez


  • Nisan - Mayıs 2009: Türkiye'de antrenman dalışları.
  • 17-22 Mayıs: Son hazırlıklar...
  • 23 Mayıs: Yeşim ve Orhan güne Ankara'daki Kore Şehitleri Anıtı'nı ziyaret ederek başladılar. Anıtı ziyaret eden Kore'li bir turist grubu vardı. Rehberlerinden ayaküstü Seul'la ilgili bilgi aldık.

    Akşam 20:00 uçağıyla İstanbul'a geçen Yeşim ve Orhan havaalanında Asım, Hakan, Elif ve Soner ile buluştular.

    THY uçağı geceyarısı gibi kalktı. 10 saatlik uçuş rahat geçti. Bu arada baygınlık geçiren bir Kore'li yolcuya Yeşim tıbbi müdehalede bulundu. İlgili evrakları doldurmak üzere uçuşun bir bölümünü kokpitte geçirdi ve pilotlarla sohbet etti.

  • 24 Mayıs: Saat 16:00'da Seul Incheon havaalanına indik. Pasaporttan geçmek, valizleri bulmak, gümrük kontrolünden geçmek epey bir vakit aldı. Orhan'ın dalış çantasındaki kurşun ayak ağırlıkları ülkeye girişte yapılan X-ışını taramasında şüpheli göründüğü için valizin sapına gümrükte açılmasını zorunlu kılacak bir alet yerleştirilmişti. Havaalanında bulduğumuz jumbo taksiye tüm eşyalar ve biz sığdık. Hatta bir adet fazla çanta bile sığdı: Banttan yanlışlıkla bizim sanıp aldığımız bu çantayı geri sahibine ulaştırma çabaları da epey vakit aldı. Uzun köprülerden geçe geçe Seul merkezine vardık. SunBee Otel cıvıl cıvıl Insadong mahallesinin tam ortasında. Dükkanlar, sanat galerileri, lokantalar, rengarenk çok haraketli bir sokak.

    Biraz dolaşıp el sanatları dükkanlarına girip çıktık. Ardından bir lokantaya oturup müthiş Kore yemekleriyle tanıştık. Hemen her şey çok acı ve çok lezzetli.

    Yemekten sonra Insadong'da biraz daha dolaştık. Şarkılar söyleyerek pişmaniye türü bir tatlı saran adamlardan birşeyler alıp yedik. Sonra yorgun argın otele..

  • 25 Mayıs: Kahvaltının ardından Asım otelde dinlenirken Yeşim, Orhan ve Hakan yürüyerek Gyeongbokbung sarayına gittiler.

    1395'de yapılmış bu saray Joseon hanedanlığının ana sarayıymış. Her şey son derece sade görünümlü, tek süs tavanlarda. Bu arada yerden ısıtma gibi lüksler de eksik değil. Sarayın yanında yer alan folklor müzesine de üğradık. Ortalıkta koşuşturan küçük çocuklar çok sevimliydi.

    Öğle vakti otele dönüp taksiyle Gimpo havaalanına gittik. Havaalanında bir süre dinlendik ve yemek yedik. Kore'de insanlar genelde hiç İngilizce bilmiyor. Bu nedenle özellikle yemek siparişleri ayrı bir macera. Yeşim el işaretiyle yemek çubuğu istedi, garson makas getirdi. Kore havayollarıyla bir saatten biraz uzun bir uçuşla Jeju'ya vardık. Sonra da uzun bir otobüs yolculuğu ile adanın güneyindeki Seogwipo kasabasına geldik. Shinsung otele yerleştik. Ardından yine bir yemek macerası, bu kez bir Japon lokantası. Sadece dört balık çorbası istedik. Önce bir tur karışık meze tepsisi geldi.

    Ardından başka başka mezeler ve ara sıcaklar. Hepsi toplam 19 çeşit yiyecek. Ardından da koca bir kasede balık çorbası ve yanında birer kap pilav. Mezeler arasında yemesi hayli cesaret isteyen şeyler vardı.

  • 26 Mayıs: Sabah marketten alınmış şeylerle odada kahvaltı yaptıktan sonra dalış merkezine gitmek üzere lobiye indik. Lobide Brezilya, Almanya, Hollanda ve İtalya takımları vardı. Az sonra Big Blue 33 dalış merkezi sahibi Ralf minibüsüyle geldi. İki partide bizi ve eşyaları yakındaki dalış merkezine götürdü.

    Dalış merkezinde kağıt işlerini halledip ağırlıklarımızı ayarladık. Tüpler ve malzemeler kamyonetle limana taşınırken biz de yürüyerek limana gittik. Dalış merkezinin kendi teknesi yok, saatlik kiralanmış balıkçı tekneleri kullanıyorlar. Tüpler, malzemeler ve dalgıçlar hep birden iki balıkçı teknesine doluştuk.

    Yakındaki Munson adasına 5 dakkada ulaştık. Bugün dalgıç sayısı çok olduğu için tekneler iki sefer yaptı. Herkesi ve herşeyi Küçük Munsom adası kıyısındaki kayalıklara bırakarak gittiler. Küçücük adada herhangi bir tesis yok. Dalışlar kıyıdan yapılıyor. Gel-git durumuna göre kayalıklardan bir-iki metre aşağıdaki suya atlanıyor. Kıyıdan dibe döşenmiş sabit halatlar var. Güçlü akıntıda bu halatlar yardımıyla yüzeyde durmak ve dibe inmek mümkün.

    Gelelim suyun altına... Su sıcaklığı 16 derece, görüş yaklaşık 5 metre. Yeşille mavi arası bir su, plankton çok. Kaya yüzeyleri yumuşak mercan ve tunikatlarla kaplı. Aralardan yukarı uzanan kelpler var. Çeşit çeşit deniz tavşanları, bol sayıda dülger balığı... İki dalış arasında kayalıklarda uyku.

    Ardından Seogwipo'ya dönüş.

  • 27 Mayıs: Antrenman dalışlarının ikinci gününde Büyük Munsom adasına gittik. Dalış düzeni aynı: Balıkçı tekneleriyle herşey adanın kıyısındaki kayalıklara taşınıyor. Kayalıklardan kıyı dalışı.


    Tabi bu arada gel-git nedeniyle su yüzeyi günde iki metre aşağı yukarı oynuyor. Bu dalış noktasında duvarlar belli bir derinlikten sonra tamamen turuncu yumuşak mercanlarla kaplı. Yüzeyden sonra ilk 10 metre derinlikte sadece kelp var. Bu derinlikten sonra kelplerin arasında tek tük yumuşak mercanlar beliriyor. Derinleştikçe kelpler azalıyor, mercanlar çoğalıyor. 18-20 metreden sonra kelp yok, her yer mercan. Suyun rengi de derinlikle değişiyor. Sığlar daha mavimsi, derinlere indikçe daha yeşil bir su var. Dalışlar bittikten sonra İtalyan takımının bir üyesiyle Yeşim kayalıklarda dans ederek keyif yaptılar.


    Dalışlardan sonra otelde biraz dinlendik. Orhan ve Yeşim deniz kenarında bir parkta kısa bir yürüyüş yaptılar.


    Ardından hep birlikte Seogwipo'nun merkezine yürüdük. Bir sokak lokantasında nefis gimbap atıştırdık.


    Pazarda her türlü şey satılıyor. Büyük bölümü yiyeceklere ve özellikle deniz ürünlerine ayrılmış. Canlı canlı satılan balıklar, ahtapotlar, kalamarlar, deniz kulakları ve benzeri birçok tür deniz kabuğu.

    Pazardan çıkınca akşam yemeğini bir Japon lokantasında yedik ve ertesi günün hazırlıklarını yapmak üzere otele döndük.

  • 28 Mayıs: Dalışların üçüncü gününde daha doğuda olan Supsom adasına gittik. Burada kayalar daha engebeli ve keskindi.


    Nitekim Orhan ayağını burkup düştü ve tek dalış yapabildi. Neyse ki önemli bir sorun olmadı. Bu arada kayalıklardan suya girip çıkarken Asım dalış bilgisayarını düşürmüş. Kelplerin arasında Yeşim'in bilgisayarı bulması sayesinde bu da ucuz atlatıldı. Bu gün rüzgar da çok kuvvetliydi. Parlak güneşin altında hepimiz fark etmeden epey yanmışız. Akşam yemeğinde yine nefis Kore yemekleri. Herzamanki gibi birçok meze yanında iki tür balık ve masanın ortasında pişen bir karışık deniz ürünleri güveci. Güveç masaya geldiğinde en üstte kıvıl kıvıl hareket eden canlı abalonlar değişik bir sürpriz oldu. Çoğu Kore'li bunları canlı canlı yiyor anlaşılan ama biz ikinci alternatifi seçip pişmiş olarak yemeyi tercih ettik.

  • 29 Mayıs: Soğuk ve rüzgarlı bir gün. Küçük Munsom adasında zorlu koşullar. İki dalış arası herkes sığınacak bir kaya kovuğu peşinde. Dalışlar keyifli yine de. Ama otele döndüğümüzde çok yorulmuş olduğumuzu anladık. Akşam yemeğinde kendin pişir kendin ye, ardından erkenden uyku.

  • 30 Mayıs: Sabah limanda Mauritus'ta tanıştığımız dostlarımızı gördük: Mauritus takımından Esther ve Gerald, İsveçten Klas, Hırvatistan ve Çin takımları üyeleri...

    Antrenman dalışlarının son gününde Supsom adasına gittik. Rüzgar azalmıştı ve deniz daha sakindi. Yayılacak kayalık alanın darlığına rağmen göreceli olarak rahat ettik. Artık bu koşullarda dalmaya alıştık belki de...

    Dalış merkezinde hesabımızı kapattıktan sonra otele döndük. Asım makine kılıfının içinde birkaç damla su bulunca biraz canımız sıkıldı. Nereden aldığını tam anlayamadık. Umarız tekrarlamaz. Cumartesi akşamı Seogwipo sokakları daha bir hareketliydi. Yemekten sonra biraz gezinip birşeyler içtik.

    Beş günün kısa bir özeti:

  • 31 Mayıs: Sabahtan ağır ağır toplanıp öğle vakti otelden ayrıldık. Otelin minibüsü tüm dalgıçları ve malzemelerini KAL otele taşımak için pek çok sefer yaptı.

    KAL oteli kasabanın dışında çok geniş bahçesi olan büyük bir otel. Odalara yerleşip, yarışma kayıt işlerini halledip yemek yiyene kadar saat ikiyi geçti. Akşam 6'daki açılış töreni ve gala yemeğine kadar biraz dinlendikten sonra, çektiğimiz fotoğraflara bakıp, yarışmaya hazırlandık. Ardından otobüsle açılış töreninin yapılacağı 1 saat uzaklıktaki başka bir otele gittik. Açılışta resmi konuşmalardan sonra sunulan folklorik dans gösterisi hoştu doğrusu. Günlerden sonra batı tarzı yemeklerle karşılaştık ama Hakan ısrarla suşi yemeğe devam etti.

    Yemekten sonra kendi otelimize döndük. Teknik brifing saat 10'da başladı, Mauritus'taki gibi yine tartışmalı geçti. Ne yazık ki, organizasyondakiler teknik konulara yüzde yüz hakim değil. Tüm yarışmacıları hayal kırıklığına uğratan iki konu oldu: Birincisi, iki makine ile dalmanın yasak olması; çok itiraz geldi ama sonuç değişmedi. İkinci olarak, günlerdir hepimizin antrenman yaptığı dalış noktaları dışında iki dalış noktası daha olması yarışmada. Bu noktalarda en sığ derinlik 20 metre, yani dekolu dalış gerektiriyor. Böylece, yarışma ile ilgili planlarımız biraz sarsıldı. Öte yandan, bu sene puanlamanın adil olması için epey kafa yormuşlar, ancak sonuç verecek mi göreceğiz. Dört dalış noktası var. Çekilen kura sonucu biz ilk gün B ve C noktalarına, ikinci gün de D ve A noktalarına dalacağız.

    Teknik toplantıdan çıkınca Jeju'ya yeni varmış olan TSSF Başkanı İnkılap Obruk ile buluştuk ve bilgi verdik.

  • 1 Haziran: Sabah erkenden kahvaltı, resmi deneme dalışları için otobüslerle limana transfer. Limanda tentelerin altına masalar yerleştirilmiş. İşleyen bir seyyar tuvalet var. Biz Lüksemburg adına yarışan Denis Palbiani ve Portekiz takımı ile aynı teknedeyiz. Dalışların nasıl olacağı, malzemelerin nerede hazırlanacağı konusunda hiçbir açıklama yok.

    Bizim teknenin hakemi ve tekne amiri Kore'li bir doktor, uyumlu ve hepimizin istediğini yapmaya çalışan hoş bir insan. İlk dalışımızı, kura ile belirlenen, yarışmanın birinci günü dalacağımız B noktasına, 2. dalışı ise D noktasına yapmaya karar verdik. İlk dalışta Portekiz takımının belalı fotoğrafçısı B yerine C'de dalmak istedi. Orhan'lar B'de dalarken Asım'lar da C istediler. Tekne Orhan'ları B'ye attıktan sonra C'ye gitti, ama şamandıralar yok! Jeju'da yapılan ASEAN toplantısı o gün C noktasına yakın bir otelde yapılıyormuş, güvenlik nedeniyle orada dalışı saat 10'a kadar yasaklamışlar ve şamandıraları kaldırmışlar! Tabi Portekiz'li bu duruma bağıra çağıra itiraz etti, ama sonuçta onlar da B'de daldılar. Diğer tekneler de benzer sorunlar yaşamış. Öğle yemeği limanda. Makinelere ilgi gösterdik ve arkadaşlarla sohbet ettik.

    Otele dönünce sohbet balkondan balkona devam etti.

    Akşam bir brifing daha oldu. Önceki gün yapılan itirazlar üzerine kurallarda değişiklikler yapmışlar. Bunları özetleyen kağıdı okuyunca soğuk duş almış gibi olduk. Tekneye iki makine getirmek serbest olmuş ama su altına sadece birini indirebiliyorsunuz, dalış sırasında gerekirse çıkıp değiştirmek üzere; burada problem yok. Esas saçma değişiklik, sualtında fotoğraf silmek yasak olmuş! Günde 100 fotoğraf sınırı da devam ediyor. Yarışma başlamadan önceki akşam böyle temel ve önemli bir değişiklik yapmaya kalmaları akıl almaz. Türkiye ve Hırvatistan takımlarının yoğun protestosu ve diğer yarışmacıların alkışları ile bu kural kaldırıldı. öte yandan kategorilerle ilgili sorulara tutarsız ve yazılı kurallarla çelişen cevaplar aldık. Balık gözü çekerseniz bu balık kategorisine girmez dediler. Soru üzerine önce makro kategorisine girer dediler sonra da Orhan'ın itirazı üzerine yazılı kurallarda bunun tersi bir ifade olduğunu kabul ettiler. Bir balığın yüzey alanının en az yüzde kaçı fotoğraf içinde yer alırsa bu "balık" sayılacak, bunu öğrenemedik. Yarışma kurallarının bu denli değişken ve kategorilerinin de bu denli belirsiz olması çok üzücü.

  • 2 Haziran: Yarışma dalışlarının ilk günü.

    Sabah Munsom adasında B noktasına daldık. Ardından limanda öğle yemeği ve arkadaşlarla sohbet.

    İkinci dalışta hava bozdu, hem dalga çıktı hem de yağmur başladı. C noktasında zor bir dalış yaptık. Dalışların bitiminde kendimizi otele zor attık. CMAS Dünya Fotoğraf Şampiyonası organizasyonu birçok olumsuzluk içeriyor. Herşey bir yana dalış güvenliği çok kötü. Balıkçı tekneleriyle dalışa çıkıyoruz. Her teknede bir kaptan (balıkçı yani) bir de evsahibi federasyonun görevlisi tekne amiri var. Kaptan sadece tekneyi kullanıyor, tekne amiri de yarışmacılara yardım etmekte ve güvenliği sağlamakta yetersiz kalıyor. CMAS görevlileri teknelerde fazladan bir tüp ve regülatör olmasını şart koşuyor, emniyet için. Ama bırakın 5 metreye tüp sallandırılmasını, teknede regülatör bile yok. Teknede oksijen yok, acil yardım kiti yok. Yüzeyde teknenin dibinde dalgıçlar olmasına rağmen tekneler sürekli ileri geri manevra yapıyorlar. Kaptan suda insan olup olmadığını görmeden hareket ediyor. Dün Orhan sudayken tekne manevra yapıp yanıyla Orhan'a çarptı. Teknenin kıçına yakın sudayken uskur dönüyordu. Yeşim de üstüne gelen teknenin önünden zor kaçtı. Acil bir durum olsa, en küçük bir destek yok. Çevrede güvenlik için dolaşan bot yok. Aslında dalışların her aşamasında kendi başımızayız. Her sabah otelden dalış ekipmanlarını ve makineleri kendimiz taşıyıp otobüse yüklüyoruz. Otobüs limana gidince eşyalarımızı, ağırlıklarımızı ve tüplerimizi kendimiz taşıyoruz. Teknede kuru alan yok gibi birşey. Hazırlanıp sırt üstü suya giriyoruz. Tekne sürekli yer değiştiriyor. Dalış bitince tekne yanımıza geliyor. Neyse ki merdiven düzgün. İkinci dalışın ardından yine eşyaları çantalara toplayıp otele... Dalış noktalarının ikisi kare dalış profili ve orta su dekosu gerektiriyor. Bugün İsveç takımından bir dalgıç vurgun yedi ve hastaneye götürüldü. Durumu çok ciddi değil anlaşılan. Biz bütün bu olumsuz koşulları göz önüne alarak dalışlarımızı dikkatle planlamaya çalışıyoruz. Dalışlarımızın başından beri Hakan Eğilmez'in takımda olması işlerimizi çok kolaylaştırdı. Hakan hepimizin hazırlanmasına yardım edip kendisi suya en son giriyor, çıkışta da destek olmak için orada. Akşamüstü yağmur iyice arttı ve hava soğudu.

  • 3 Haziran: Yarışma dalışlarının ikinci günü. Sabah hava yağmurlu ve rüzgarlıydı. Neyse ki gün içerisinde yağmur durdu hatta hava biraz açar gibi yaptı. İlk dalışa D noktasına gittik. En sıg nokta 20 metre, alçak bir duvar 30-32 metreye iniyor. Üç adet arkadaş canlısı aslan balığı var. Fotoğrafları çekip dekoya yükseldik. Orta suda birçok küçük denizanası ve taraklı denizanası vardı, biraz da onları fotoğrafladık. Ardından limana dönüp dinlendik ve yemek yedik. Hava koşullarının düzelmesi sayesinde keyfimiz yerine geldi biraz. İkinci dalışa A noktasına yani Supsom adasına gittik. İlk defa önceden bildiğimiz bir dalış noktası. Ardından limana dönüp toparlandık. Fotoğrafları akşam yemeğinden hemen önce geri aldık. Yemekten sonra her kategori için seçimlerimizi yaptık. Bazı kategorilerde iddialı olabilecek fotoğraflar vardı.
  • 4 Haziran: Sabahtan seçtiğimiz fotoğrafları teslim ettik. Yarışmacılar için kısa bir ada turu düzenlemişlerdi. Bütün günümüz otobüste geçti sayılır. Bir etnorafya müzesi, lavlardan oluşmuş bir mağara ve deniz kenarında bir volkanik kaldera. Akşamüzeri otele döndük, hazırlanıp apar topar tekrar otobüslere ve törenin yapılacağı otele. Ardından fotoğraflar ve puanlama. Ne yazık ki hiç bir derece alamadık. Asım üç kategoride, Orhan da bir kategoride ilk 10'a girdi. Jürinin değerlendirmeleri pek çok kişiyi şaşırttı. Biraz üzgün otele döndük.

  • 5 Haziran: Sabah 7'de KAL otelden ayrılıp havaalanına gittik. Seul'un Insadong mahallesindeki otelimize yerleştik.